Uzun Süredir ABD'de Yaşayan Göçmenler İçin Zorunlu Gözaltı Kararı
Beşinci Devre Temyiz Mahkemesi, tüm belgesiz göçmenlerin, Amerika Birleşik Devletleri'nde ne kadar süredir yaşadıklarına bakılmaksızın zorunlu gözaltına tabi tutulacağına hükmetti. Bu hukuki süreç, Teksas'tan üç erkek bireyi içeren bir davayla gündeme geldi. Bunlardan ikisi Meksika vatandaşı, biri ise Honduras vatandaşıydı. Ignacio Sosnava Rodriguez Amerika Birleşik Devletleri'nde 22 yıldan uzun süredir yaşarken, Alejandro Villegas Angel ve Miguel Angel Gomez Alvarado sırasıyla 2011 ve 2012 yıllarında ülkeye giriş yapmıştı. Her üç bireyin de ABD vatandaşı çocukları bulunuyor ve hiçbirinin adli sicil kaydı yer almıyor.
Çünkü bu kişiler asla yasal olarak kabul edilmedi, yalnızca Kongre tarafından § 1225(b)(2)(A) maddesinde sağlanan yasal sürece hak kazanmaktadırlar.
Gerçekleşen bir trafik durdurmasının ardından Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) birimleri bu kişileri gözaltına aldı. Gözaltı işlemi, 'giriş başvurusunda bulunanlar'ın (applicants for admission) gözaltına alınmasını öngören 8 U.S.C. § 1225(b)(2)(A) maddesine dayandırıldı. Süreç boyunca hiçbir kefalet duruşması gerçekleştirilmedi. Her üç isim de bireysel bir duruşma yapılmaksızın gerçekleştirilen bu gözaltı uygulamasının Beşinci Ek Madde'deki (Due Process Clause) hukuki süreç hakkını ihlal ettiğini savunan habeas corpus dilekçeleri sundu. Teksas bölge mahkemeleri bu görüşe katılarak şahısların serbest bırakılmasına hükmetti.
Mahkeme Süreci ve Genel Kurul Kararının Gerekçesi
Hükümetin kararı temyiz etmesi üzerine Beşinci Devre Temyiz Mahkemesi dosyaları birleştirdi. 2026 yılının Temmuz ayında üç yargıçtan oluşan heyet, anayasanın gözaltı süresini takip eden 90 gün içinde bir kefalet duruşması yapılmasını zorunlu kıldığına hükmederek erkekler lehine karar çıktı. Ancak bir hafta sonra mahkemenin tamamı genel kurul (en banc) olarak yeniden duruşma yapılması yönünde oy kullandı ve heyetin kararı hükümsüz kılındı. Mahkeme, eylül ayında tarafların beyanlarını dinledi ve ekim ayında genel kurul olarak nihai kararını açıkladı.
Çoğunluk heyeti, sınır dışı edilme veya yargılamanın sonunda serbest bırakılma gibi net bir bitiş noktası bulunduğu sürece gözaltı süresinin anayasal bir sorun teşkil etmediği sonucuna vardı.
Bu yeni karar, Beşinci Devre Mahkemesi'nin şubat 2026 tarihli Buenrostro-Mendez v. Bondi kararını yürürlükten kaldırmış oldu. Söz konusu önceki kararda, denetime tabi olmadan giriş yapan bir bireyin, girişin ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın ilgili yasa kapsamında 'giriş başvurusunda bulunan' konumunda olduğu kabul edilmişti. Çıkan bu yeni karar ise uzun süreli mukimlerin zorunlu gözaltına alınmasını yasal zorunluluk haline getirdi.
Rodriguez ve Sosnava davalarında son anayasal soru işaretini gündeme taşıdı. Çoğunluk görüşünü kaleme alan Yargıç Wilson, 'Çünkü bu kişiler asla yasal olarak kabul edilmedi, yalnızca Kongre tarafından § 1225(b)(2)(A) maddesinde sağlanan yasal sürece hak kazanmaktadırlar' gerekçesine yer verdi. Buradaki temel belirleyici unsur, ülkede ne kadar süreyle kalındığı değil, yasal olarak ülkeye kabul edilip edilinilmediğidir. Normal şartlarda kefalet duruşmalarında suç işleme eğilimi ve kaçma riski gibi hususlar dikkate alınırken, bu yasa kapsamındaki gözaltı kararlarında bu unsurlar geçerli sayılmamaktadır. Çoğunluk heyeti, sınır dışı edilme veya yargılamanın sonunda serbest bırakılma gibi net bir bitiş noktası bulunduğu sürece gözaltı süresinin anayasal bir sorun teşkil etmediği sonucuna vardı.
Mahkemede görev yapan yedi yargıç ise karara muhalefet şerhi koydu. Yargıç Southwick, çoğunluğun Anayasa ile uzun süreli mukimler arasında Yüksek Mahkeme'nin asla niyet etmediği bir engel duvarı ördüğünü ifade etti.
Kararın Coğrafi Kapsamı ve Hukuki Etkileri
Bu hukuki yaptırım kararı, ülkeye denetime tabi olmaksızın giriş yapan kişileri kapsıyor. Vize ile ülkeye girip kalış süresini aşan (overstay) bireyler ise kefalet hakkına olanak tanıyan farklı bir gözaltı hükmüne (§ 1226(a)) tabi tutulmaya devam ediyor.
Bu durum, nerede gözaltına alındığınızın, nerede tutuklandığınız kadar büyük bir önem taşımasına neden olmaktadır.
Coğrafi konum da bu süreçte kritik bir rol oynuyor. Verilen karar yalnızca Louisiana, Mississippi ve Teksas eyaletlerindeki mahkemeleri bağlamaktadır. Diğer birçok devre temyiz mahkemesi söz konusu yasayı farklı şekillerde yorumlamaktadır. Bu durum, nerede gözaltına alındığınızın, nerede tutuklandığınız kadar büyük bir önem taşımasına neden olmaktadır. Alınan bu kararlar Beşinci Devre sınırları içerisindeki göçmenlik yargıçları için bağlayıcı olduğundan, Teksas veya Louisiana'daki bir merkeze nakledilen bir kişi, başka yargı çevrelerinde erişilebilecek bir kefalet duruşma hakkından mahrum kalabilmektedir.
Ancak bu karar hukuki sürecin son sözü olmayabilir. ABD Yüksek Mahkemesi, zorunlu gözaltı yasasının Amerika Birleşik Devletleri'nde tutuklanan uzun süreli mukimleri kapsayıp kapsamadığına karar vermek üzere Rhoney v. Barbosa da Cunha davasını incelemeye alacak. Ortaya çıkacak sonuç göçmenlik hukuku açısından büyük önem taşıyor.