BIA'dan Türkiye Vatandaşının İltica Davasında Kritik Geri Dönüş
ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), Göçmenlik Hakimi'nin 21 Ağustos 2025 tarihli kararına itiraz ederek konuyu Göçmenlik Temyiz Kurulu'na (BIA) taşıdı. Söz konusu kararda hakim, Türkiye doğumlu ve vatandaşı olan davalının 1952 tarihli Göçmenlik ve Milliyet Yasası'nın (INA) 208(b)(1)(A) maddesi uyarınca iltica talebini kabul etmişti. Ancak BIA, yaptığı inceleme sonucunda DHS'nin itirazını haklı bularak iltica kararını iptal etti.
Esas hakkındaki duruşmadan kısa bir süre önce sunulan bir beyan ve değiştirilmiş iltica başvurusu, yalnızca ayrıntı eklemekle kalmayıp, davalının asıl iddiasının niteliğini ve özünü tamamen değiştiriyorsa ve davalı önceki eksikliği yeterince açıklayamıyorsa, Göçmenlik Hakimi davalıyı inandırıcı bulmakla açıkça hata yapmıştır.
Dava dosyasındaki temel uyuşmazlık, davalının inandırıcılığı üzerine yoğunlaştı. Göçmenlik Hakimi, davalının Türkiye hükümeti ve aktörleri tarafından siyasi görüşü nedeniyle zulme uğradığına dair beyanlarını inandırıcı bulmuştu. DHS ise davalının asıl iltica başvurusu, değiştirilmiş başvurusu ve duruşmadaki ifadesi arasındaki derin tutarsızlıklar ve eksiklikler nedeniyle 'aleyhte inandırıcılık tespiti' yapılması gerektiğini savundu.
İlk Başvuru ile Son Dakika İddiaları Arasındaki Uçurum
Davalı, 20 Mart 2025 tarihinde I-589 İltica ve Sınır Dışı Edilmenin Durdurulması Formu'nu doldurmuş ve bu form 23 Nisan 2025'te imzalanarak yeniden sunulmuştu. Bu formda davalı, ABD dışında herhangi bir ülkede suçlanıp suçlanmadığı, tutuklanıp tutuklanmadığı veya hapse atılıp atılmadığı sorusuna net bir şekilde 'hayır' yanıtını vermişti.
Ancak, duruşmadan sadece birkaç gün önce, 18 Ağustos 2025'te davalı yeni bir beyanname ve başvuru değişikliği sundu. Bu yeni belgelerde, 2016'dan itibaren Türkiye'de beş kez gözaltına alındığını iddia etti. Bu gözaltıların üçünün, Türkiye Cumhurbaşkanı'nın yeğeniyle yaşadığı iddia edilen bir tartışmadan sonra gerçekleştiğini ve gözaltıların çoğunda 'fiziksel ihlallere' maruz kaldığını öne sürdü. Duruşmadaki ifadesi bu yeni iddialarla tutarlı olsa da, bu bilgiler Mart 2025'teki ilk başvurusunda sunduğu bilgilerden taban tabana zıttı.
Cumhurbaşkanı ile Yüzleşme İddiası ve Delil Yetersizliği
Davalı ifadesinde, Türkiye hükümetinin 2016 yılında sosyal medya faaliyetlerinden haberdar olduğunu ve bunun tutuklanmalarına yol açtığını iddia etti. Ancak, hükümetin eski hesaplarını sildiğini öne sürerek bu paylaşımlara veya gözaltında aldığı yaralara dair hiçbir kanıt sunamadı. Daha da önemlisi, ilk iltica başvurusunda sosyal medya faaliyetleri nedeniyle hedef alındığına dair tek bir kelime dahi geçmiyordu.
Davalının asıl başvurusundaki muğlak ve genel iddiaları, duruşmadan hemen önce Cumhurbaşkanı ile kişisel bir yüzleşme ve ardından gelen fiziksel istismar iddiasına dönüştürmesi, basit bir detay eklemenin çok ötesindedir; bu, iddianın özünü tamamen değiştirmektir.
Davalının en çarpıcı iddiası ise Türkiye Cumhurbaşkanı ile şahsen yüzleştiği, adaletsizlikler ve seçim vaatlerinin tutulmaması konusunda doğrudan konuştuğu yönündeydi. Bu etkileşim nedeniyle Cumhurbaşkanı'nın yeğeninin emriyle dövüldüğünü iddia etti. BIA kararında, bu denli kritik bir olayın ilk başvuruda neden yer almadığının makul bir açıklamasının olmadığı vurgulandı.
Hukuki Gerekçe: İmza ve Sorumluluk Karinesi
Göçmenlik Hakimi, bu eksikliklerden davalının avukatını sorumlu tutmuş olsa da, BIA bu görüşe katılmadı. Kararda, 'Matter of A.J. Valdez ve Z. Valdez' emsaline atıfta bulunularak, bir başvuru sahibinin göçmenlik formuna attığı imzanın, içeriği bildiği ve onayladığına dair güçlü bir karine oluşturduğu hatırlatıldı. Davalı, bu denli önemli olayları (Cumhurbaşkanı ile yüzleşme ve tutuklanma) neden en başta belirtmediğine dair tatmin edici bir açıklama sunamadı.
Davalının, ülkesinin Cumhurbaşkanı ile girdiği doğrudan bir tartışmanın hemen ardından Cumhurbaşkanı'nın emriyle tutuklandığı ve zarar gördüğü iddiasını neden duruşmaya kadar sakladığını açıklayamaması, inandırıcılık tespitini açıkça hatalı kılmaktadır.
Ayrıca, sunulan destek mektuplarının aile üyeleri ve arkadaşlar gibi 'ilgili taraflardan' geldiği ve bu kişilerin çapraz sorguya alınamadığı belirtildi. Sosyal medya faaliyetlerine dair bağımsız bir kanıt bulunmaması ve mektupların sadece davalının anlattıklarına dayanması, iddiaların ispatlanması için yetersiz görüldü.
Nihai Karar: İltica Reddi ve Sınır Dışı Emri
BIA, Göçmenlik Hakimi'nin inandırıcılık tespitini 'açıkça hatalı' (clearly erroneous) bularak iptal etti. İnandırıcı bulunmayan bir ifadeye dayanan iltica, sınır dışı edilmenin durdurulması ve İşkenceye Karşı Sözleşme (CAT) koruması taleplerinin tamamı reddedildi. Kurul, davalının Türkiye'ye sınır dışı edilmesine karar verdi.
DHS'nin itirazı kabul edilmiştir. Göçmenlik Hakimi'nin iltica kararı iptal edilmiş; davalının tüm koruma talepleri reddedilmiş ve Türkiye'ye sınır dışı edilmesine karar verilmiştir.
Kararın sonunda davalıya yönelik önemli bir uyarıya da yer verildi: Sınır dışı kararına rağmen ABD'den ayrılmayı reddeden veya bu süreci engelleyen kişilere günlük 998 dolara kadar para cezası uygulanabileceği ve yasa dışı olarak geri dönmeye çalışanların hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği hatırlatıldı.