Minneapolis'teki Ölüm ve Çelişkili Açıklamalar
WASHINGTON — Alex Pretti'nin elindeki nesne bir telefondan ibaretti.
Sınır Devriye Muhafızları'nın 24 Ocak'ta Minneapolis'te Pretti'yi öldürmesinin ardından, Stephen Miller onu halka açık bir şekilde suikastçı olarak nitelendirdi.
Ancak federal yetkililer olayı çok farklı bir şekilde aktardı. Sınır Devriye Muhafızları'nın 24 Ocak'ta Minneapolis'te Pretti'yi öldürmesinin ardından, Başkan Donald Trump'ın kitlesel sınır dışı hamlesinin mimarı ve Beyaz Saray Özel Kalem Yardımcısı Stephen Miller, onu halka açık bir şekilde suikastçı olarak nitelendirdi. Doğrulanmış video kayıtları ise bambaşka bir gerçeği gözler önüne serdi: Pretti'nin elinde ilk başta bir telefon vardı ve memurlar tarafından ancak etkisiz hale getirildikten sonra bir ateşli silah ele geçirilmişti.
Alex Pretti'nin Kimliği ve Adalet Bakanlığı Soruşturması
Pretti 37 yaşında bir ABD vatandaşıydı ve Minneapolis VA Tıp Merkezi'nde yoğun bakım hemşiresi olarak görev yapıyordu. Yasal taşıma ruhsatına sahip olan Pretti'nin olay sırasında yerde yattığı esnada en az 10 el ateş açıldığı çevredeki kişilerin videolarında açıkça görülüyor. Sınır Devriye Komutanı Gregory Bovino her şeye rağmen onu memurları hedef alan potansiyel bir toplu katil olarak lanse etti. Yaşanan bu trajik ölümün ardından Adalet Bakanlığı federal bir sivil haklar soruşturması başlattı.
Pretti 37 yaşında bir ABD vatandaşıydı ve Minneapolis VA Tıp Merkezi'nde yoğun bakım hemşiresi olarak görev yapıyordu.
Trump ve Miller Arasındaki Gizli Ayrışma
Özel görüşmelerde Trump, danışmanlarına ajanları savunmak istemediğini ve ölen adamı kötülemek niyetinde olmadığını iletti. Kıdemli yardımcılara Pretti'ye yönelik saldırılara son vermeleri talimatı verildi. Başkan, kendisi ile Miller ve İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem'in sarf ettiği sözler arasında mesafe koyma konusunu ele aldı.
Özel görüşmelerde Trump, danışmanlarına ajanları savunmak istemediğini ve ölen adamı kötülemek niyetinde olmadığını iletti.
Kendi başlattığı baskının görünürdeki bedeli karşısında tereddüt eden bir başkan ile bu bedeli asla önemsemeyen bir yardımcının oluşturduğu bu ayrışma, 17 aydır sınır dışı projesine yön veriyor. Bu durum milyonlarca insanın ülkeden çıkarılıp çıkarılmayacağına dair bir kavga değil; çünkü Trump bu hedeften hiçbir zaman vazgeçmedi. Asıl mücadele bu sürecin ne kadar sert, ne kadar hızlı ve ülkenin ne kadar çok şeye katlanmak zorunda kalacağı üzerinde yürütülüyor. Demokratların Temsilciler Meclisi ve Senato'yu ele geçirmesinden iki gün sonra, ülkenin bu manzaraya verdiği hüküm rakamlara açıkça yansımış durumda.