İşlem Maliyetlerini Ölçmede Yeni Bir Yaklaşım
ABD hisse senetleri piyasasındaki tümü dahil (all-in) işlem maliyetlerini birkaç yıldır takip ediyoruz ve elde ettiğimiz sonuç sürekli olarak düşen maliyetler ile artan verimliliğe işaret ediyor.
Bugün bu analizi 2025 yılı verilerini de kapsayacak şekilde güncelliyor ve tabloyu daha da netleştiren küçük ama anlamlı metodolojik bir değişiklik sunuyoruz.
Önceki çalışmalarımızda maliyetleri mil (işlem gören her 100 hisse başına düşen cent) cinsinden ölçüyorduk. Bu, sektör standartıdır ve oldukça faydalıdır. Ancak küçük bir tuhaflığı bulunmaktadır: Hisse adetlerinin yüksek, ancak dolar değerlerinin düşük olduğu düşük fiyatlı hisse senetlerindeki yoğun işlemler nedeniyle bu ölçüm bozulabilmektedir.
Yatırımcılar pozisyon büyüklüklerini hisse adedine göre değil, dolar cinsinden belirlerler.
10 dolarlık bir hisse senedinden 10.000 dolar (1.000 hisse) satın almak ile 100 dolarlık bir hisse senedinden 10.000 dolar (100 hisse) satın almak ekonomik olarak eşdeğer kararlardır. Dolayısıyla, işlem gören her 10.000 dolar başına maliyeti ölçmek, yatırımcıların aslında nasıl düşündüğüyle tam olarak örtüşmektedir. Bu yaklaşım aynı zamanda ortalama hisse senedi fiyatlarının zaman içinde yükselmesiyle birlikte yıldan yıla yapılan karşılaştırmaları da daha şeffaf hale getirmektedir.
Özetle bu, aynı verilere bakmanın ekonomik açıdan çok daha anlamlı bir yoludur.
Reel İşlem Maliyetleri 2017'den Bu Yana Yarı Yarıya Azaldı
Ve ekonomik açıdan anlamlı olan bu ölçüt, yatırımcılar ile trader'lar emirlerini platform genelindeki maliyetlerine dayanarak yönlendirdikleri için açık, örtük ve fırsat maliyetlerini içeren tümü dahil işlem maliyetidir.
Buradaki en çarpıcı veri, manşet rakamlarında açıkça görülmektedir.
2017 yılından bu yana, tümü dahil işlem maliyeti nominal bazda kabaca üçte bir oranında düşmüştür. Enflasyona göre ayarlama yapıldığında ise maliyetler yaklaşık yüzde 50 oranında azalmıştır; çünkü bugün 10.000 dolar değerinde hisse senedi alıp satmanın maliyeti, 2017 dolarıyla sadece 9 cent seviyesindedir.
Bu, ABD hisse senedi piyasası yapısı kadar karmaşık bir endüstri için bile dikkate değer bir sonuçtur.
Artan dolar hacimleri bu süreçte belirgin bir rol oynamış (altın renkli çizgi), daha fazla işlem faaliyeti nispeten sabit bir altyapı üzerine dağılarak birim başına maliyetleri aşağı çekmiştir.
Nasdaq 2018'den Bu Yana En Ucuz Köklü Borsa Grubu
Piyasa platformları arasındaki rekabet diğer temel itici güç olmuştur ve bu durum veriler borsalara göre (Nasdaq, NYSE, Cboe, IEX, MEMX ve MIAX) incelendiğinde net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Birkaç husus özellikle dikkat çekmektedir:
Nasdaq, 2020'den bu yana enflasyonun yüzde 25'ten fazla artmasına rağmen fiyatların hafif bir düşüş trendi izlemesiyle birlikte, köklü ticaret grupları arasında sürekli olarak en ucuz olanı olmuştur. Bu durum tesadüf değildir; icra kalitesi ve likiditeye yapılan sürekli yatırımları yansıtmaktadır.
MEMX ve MIAX gibi yeni katılımcılar tanıdık bir model sergilemektedir. Her iki platform da parçalanmış bir manzarada pazar payı kazanmak için klasik bir strateji izleyerek düşük maliyetlerle piyasaya girmiştir. Ancak pazar payı kazandıkça ücretlerini artırmış ve/veya yeni ücretler eklemişlerdir; bu nedenle pazar payları büyüdükçe maliyetleri de yukarı yönlü bir eğilim izlemiştir. Bu dinamiğe daha önce de dikkat çekmiştik.
Piyasa segmentasyonuna sahip olan ve daha az eyleme dönüştürülebilir kotasyonlar sunan platformlar, yatırımcılara daha yüksek ücretler yansıtmayı sürdürebilmektedir.
Parçalanmaya Rağmen Rekabet Fiyatlar Üzerindeki Baskıyı Sürdürüyor
ABD hisse senedi piyasalarındaki parçalanmanın gerçek maliyetleri bulunmaktadır. Daha fazla platform, daha fazla bağlantı, daha fazla karmaşıklık ve daha fazla yönlendirme kararı anlamına gelmektedir. En azından, aracı kurumların veri merkezi alanı ve donanım maliyetlerinin yanı sıra, grafikteki bazı renk değişimleri de bu piyasa parçalanmasından kaynaklanıyor olabilir.
Yukarıda gördüğümüz gibi, yeni pazara giren oyuncular sektöre anında ek maliyetler getirmektedir. Başlangıçta pazar payı kapmak ve ölçek ekonomisine ulaşmak için fiyatlarında indirim yapsalar da, daha sonra fiyatları yukarı çekmekte ve bu durum endüstrinin tamamı için maliyetleri artırmaktadır.
Yine de, onlarca farklı platforma yayılmış bir piyasa yapısının tüm karmaşasına rağmen, 10.000 dolar değerinde hisse senedi alıp satmanın aracı kurumlara maliyeti yaklaşık 10 cent civarındadır.