Yapay Zeka Patlaması: Ne Kadar Büyük ve Ne Kadar Sürecek?
Yapay zeka patlaması; demiryolları, elektrifikasyon ve dotcom dönemindeki fiber optik yatırımlarıyla kıyaslandığında, geçmişin büyük yatırım çılgınlıklarına göre daha güvenli finanse edilmiş ve büyüme için daha kritik bir öneme sahip görünüyor. ABD'de veri merkezi yapıları, bilgisayarlar ve yazılıma yapılan yatırımlar, 2026 yılının 2. Çeyreğinde GSYH'nin yüzde 5,6'sına ulaşarak 2000 yılındaki dotcom zirvesini geride bıraktı.
Yatırımcılar yolu inşa eder, ancak o yolda başkaları sürüş yapar.
Bu dönem, tarihteki en büyük yatırım patlaması olmasa da, son büyük teknoloji patlamasından daha geniş kapsamlı bir ekonomik etkiye sahip. 1998-2000 yılları arasında BT yatırımları ABD GSYH büyümesinin yüzde 16-18'ini oluştururken, bugün yapay zeka ile ilgili yatırımlar bu büyümenin yüzde 37'sini temsil ediyor. En büyük fark ise finansman yönteminde; demiryolları ve telekom ağları borçla inşa edilip iflasla sonuçlanırken, bugünkü yatırımlar dünyanın en kârlı şirketlerinin nakit akışlarıyla finanse ediliyor.
Varlıkların ekonomik ömrü de bir diğer kritik konu. Demiryolları ve fiber optik hatlar on yıllarca hizmet verirken, grafik işlem birimlerinin (GPU) ekonomik ömrü üç ila altı yıl arasında değişebiliyor. Bu kısa raf ömrü, mevcut yatırımların yeterli getiri sağlayıp sağlamayacağı tartışmasının merkezinde yer alıyor.
Yatırımda İkinci Dalga: Şebekeler, Enerji ve Soğutma
Yapay zeka altyapısının ilk aşaması olan çipler ve veri merkezlerinden sonra, ikinci dalga olarak adlandırılan şebekeler, enerji üretimi ve soğutma sistemleri devreye giriyor. 2027 yılında beklenen yaklaşık 1 trilyon dolarlık teknoloji devi sermaye harcamasının (capex) sadece yarısının yapay zeka hesaplama kapasitesine ayrıldığı varsayılsa bile, bu durum 12 gigawatt'tan fazla ek enerji talebi anlamına geliyor.
Çipler bir sprint koşusudur, enerji ise bir maraton. Ve maraton sonunda daha önemli olabilir.
Bu ikinci dalga, ilkine göre üç temel farklılık gösteriyor. Birincisi, varlıkların ömrü on yıllarla ölçülüyor; bugün inşa edilen bir trafo merkezi 2060 yılında hala çalışıyor olacak. İkincisi, süreç daha yavaş ilerliyor; izin süreçleri ve inşaat yılları alıyor. Üçüncüsü ise faydalar daha geniş bir coğrafyaya yayılıyor; Avrupa ve Asya'daki elektrik ve şebeke ekipmanı tedarikçileri bu süreçten doğrudan etkileniyor.
Ancak bir sorun var: Şebeke maliyetlerini kimin karşılayacağı. Düzenlenmiş piyasalarda bu maliyet genellikle hanehalkı elektrik faturalarına yansıyor. Artan enerji faturaları, ABD'nin bazı bölgelerinde veri merkezlerini siyasi bir konu haline getiriyor ve doğrudan enflasyon tartışmalarını besliyor.
Avrupa ve Asya'nın Yapay Zeka Ekonomisindeki Rolü
Yapay zeka patlaması şu an için büyük ölçüde bir Amerikan partisi gibi görünse de, Avrupa tedarik zincirindeki kritik konumuyla bu partinin 'ikramlarını' sağlıyor. ASML gibi şirketler, yapay zeka yatırımlarının ölçeği ve süresi nedeniyle ekipman talebi tahminlerinin sürekli yukarı yönlü revize edildiğini belirtiyor. Avrupa'nın endüstriyel tabanı, elektrik ve şebeke ekipmanları, kablolar ve soğutma sistemleri ile Amerikan inşaat sürecine sıkı sıkıya bağlı.
Partiyi kaçırmak, akşamdan kalma etkisini de atlamak anlamına gelir.
Asya ise yapay zeka patlamasının en büyük kazananlarından biri. Güney Kore, yüksek bant genişlikli bellek çiplerine olan talep artışından faydalanırken, ASEAN ülkeleri yarı iletkenler ve elektronik üretiminde doğrudan yabancı yatırımları çekiyor. Avrupa için bir diğer avantaj ise, patlamanın bir çöküşe dönüşmesi durumunda daha az risk altında olması; zira Avrupa'da hanehalkı finansal varlıkları içinde hisse senetlerinin payı ABD'ye kıyasla çok daha düşük.
İş Gücü Piyasası ve Merkez Bankalarının İkilemi
Yapay zeka şu ana kadar istihdam edilen kişi sayısından ziyade, kimlerin işe alındığını yeniden şekillendiriyor. ABD'de yapay zekaya yüksek maruziyeti olan sektörlerde iş büyümesi pozitif kalsa da yavaşlamış durumda. Stanford Dijital Ekonomi Laboratuvarı verilerine göre, 22-25 yaş arası gençlerin yüksek maruziyetli mesleklerdeki istihdamı, 2026 ortası itibarıyla yapay zekadan daha az etkilenen sektörlere kıyasla yüzde 19 daha düşük seyrediyor.
Yapay zeka insanları işten çıkarmıyor, sessizce onları işe almıyor.
Merkez bankaları için yapay zeka kısa vadede beklenenden daha az sorun teşkil ediyor. Daha yüksek verimlilik artışı ve daha ılımlı iş gücü büyümesi, yeni bir teknolojiyi özümseyen bir ekonominin sağlıklı işareti olabilir. Ancak zorluk, bunu gerçek zamanlı olarak okumakta yatıyor. Zayıf bir istihdam verisi, zayıflayan bir ekonomiye mi yoksa daha verimli bir ekonomiye mi işaret ediyor? Merkez bankaları bu ayrımı yapamazsa, ya verimlilik patlaması sırasında faizleri düşürebilir ya da ekonomi zayıflarken hareketsiz kalabilir.