Borç Yükü ve Faiz Oranlarında Tarihi Zirve
Dünya Bankası tarafından paylaşılan verilere göre, gelişmekte olan ülkelerin borç yükü geçen yıl 9,4 trilyon dolara (7 trilyon sterlin) ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı. En yoksul ülkeler, 1980'lerin sonundan bu yana kaydedilen en yüksek faiz oranlarını ödemek zorunda kalıyor.
Uluslararası finansmana erişim iyileşti ancak bu finansmanın maliyeti iyileşmedi. Düşük ve orta gelirli ülkeler daha fazla borçlanıyor, daha fazla faiz ödüyor ve birçok durumda uzun vadeli kalkınma için daha az kaynak ayırabiliyor.
Birleşik Krallık hükümeti, gelecek yıl üstleneceği G20 başkanlığı kapsamında 'borç konusunda yeni bir hamle' başlatmaya hazırlanıyor. Başbakan Andy Burnham, bu girişimi kölelik mirasıyla yüzleşme süreciyle ilişkilendiriyor.
Dünya Bankası'nın yıllık Uluslararası Borç Raporu'nda, dış borç servisi maliyetlerindeki artışın, bazı hükümetlerin gelecek için yatırım yapmasını engellediği vurgulanıyor.
Rapora göre, gelişmekte olan ülkelerin borcundaki yüzde 5,5'lik artış, son dört yılın en hızlı yükselişi olarak kayıtlara geçti. Bu artışın temelinde ise özel sektör kredilerindeki hızlı büyüme yatıyor.
Yoksul Ülkeler İçin Yüksek Borçlanma Maliyetleri
Dünya Bankası'nın baş istatistikçisi Haishan Fu, mevcut finansal tabloyu değerlendirirken ülkelerin borçlanma kapasitelerinin daraldığına dikkat çekti. Raporda, Dünya Bankası'ndan imtiyazlı kredi almaya uygun en yoksul ülkelerin, yeni borçlanmalarda ortalama yüzde 8,2 faiz oranıyla karşılaştığı belirtiliyor.
Gıda ve beslenme güvenliği, bu etkileşimlerin somut bir örneğini oluşturuyor; borç yüklerinin, küresel stres dönemlerinde sağlıklı bir beslenmenin karşılanabilirliğindeki düşüşle nasıl yakından ilişkili olabileceğini gösteriyor.
2026 yılına ait ön veriler, borçlanmanın hızlı bir tempoda devam ettiğini ancak küresel finansman maliyetlerinin yükselmesi nedeniyle faiz oranlarının yüksek seyretmeye devam ettiğini gösteriyor.
Dünya Bankası, özellikle Laos'un yüzde 11,5, Kongo Cumhuriyeti'nin yüzde 13,88 ve Kenya'nın yüzde 9,2 faiz oranıyla yaptığı borçlanmaları örnek göstererek riskin boyutuna işaret etti.
Yüksek borç yükü ile yerel önceliklere harcama yapabilme kapasitesi arasındaki ilişkiyi analiz eden Dünya Bankası, küresel şokların borçlu ülkelerdeki gıda arzı üzerinde daha büyük bir etki yarattığını tespit etti.
Küresel Borç Rejiminde Reform Arayışları
Başbakan Burnham, Birleşik Krallık'ın gelecek yılki G20 başkanlığı öncesinde küresel borç rejiminde yapılabilecek değişikliklerin fizibilitesini incelemesi için eski İşçi Partisi Başbakanı Gordon Brown'ı görevlendirdi.
Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise geçen ay Bangkok'ta düzenlenen IMF yıllık toplantılarında, ağır borç altındaki ülkeler için 'yeni bir anlaşma' planlarını açıkladı. Bu anlaşmanın, Dünya Bankası ve diğer çok taraflı kalkınma bankalarının bilançolarını kullanarak, ödeme sürelerini uzatmak ve faiz oranlarını düşürmek amacıyla mevcut borçları geri satın almayı içermesi bekleniyor.
Ancak uzmanlar, durumun 2005 yılındaki Gleneagles Zirvesi öncesinden çok daha karmaşık olduğunu belirtiyor. O dönemde G8 ülkeleri milyarlarca sterlinlik borcu silmeyi kabul etmişti; günümüzde ise alacaklılar hükümetlerden ziyade özel sektör tahvil sahiplerinden oluşuyor.
Son yıllarda, Afrika Birliği devlet başkanları ile Brezilya ve Güney Afrika'nın G20 dönem başkanlıkları altında, uluslararası borç çerçevesinde değişiklik yapılmasına yönelik talepler giderek artıyor.