CFR Araştırması: Hayat Pahalılığı ve Tarifelere Bakış Açısı
Dış İlişkiler Konseyi (CFR) tarafından 30 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan kapsamlı bir araştırma, ABD'de artan yaşam maliyetlerinin Başkan Donald Trump'ın gümrük tarifeleri politikasına karşı toplumsal bir direnç oluşturmadığını gösterdi. Çalışma, Amerikan kamuoyunun gümrük vergilerinin ekonomik ve ulusal güvenlik politikalarının bir parçası olarak muhafaza edilmesi konusunda belirgin biçimde ikiye bölündüğünü belgeliyor.
Ağustos ayında gerçekleştirilen CFR-Morning Consult ortak anketine göre, Amerikalı yetişkinlerin yüzde 75'i gıda ve market ürünlerinin masraflarını karşılayabilme konusunda ciddi endişe taşıyor. Bu grubun yüzde 46'sı endişe düzeyini 'çok yüksek' olarak tanımlarken, katılımcıların yarısından fazlası ilaç ve tıbbi malzeme maliyetlerinden de korktuğunu ifade ediyor.
Ancak bu ağır finansal baskılara rağmen, ankete katılanların yalnızca yüzde 41'i yüksek fiyatları tarifelerin birincil ve en doğrudan etkisi olarak nitelendiriyor. Mevcut tüm ithalat vergilerinin tamamen sıfırlanmasını ve tarifelerin kaldırılmasını destekleyenlerin oranı yüzde 30'un altında kalıyor.
Seçmen Tercihleri ve Ulusal Güvenlik Gerekçeleri
Araştırma verilerine göre, seçmenlerin yaklaşık yüzde 30'luk bir kesimi Trump'ın belirli ticaret ortaklarına uyguladığı vergilerin aynen korunmasını veya yeni ticari tavizler elde etmek amacıyla koz olarak kullanılmasını savunuyor. Ticaret ortağına bağlı olarak değişmekle birlikte, yüzde 20 ila yüzde 24 arasındaki bir grup ise tarifelerin yalnızca doğrudan ulusal güvenlik amaçlarıyla sınırlandırılması gerektiğine inanıyor.
Bu bulgular, halkın yüksek yaşam maliyetlerinden duyduğu hoşnutsuzluk ile yönetimin korumacı ticaret önlemlerini tamamen geriye çevirme arzusu arasındaki derin kopukluğu gözler önüne seriyor. Ticari kısıtlamaların sürdürülmesinde ulusal güvenlik gerekçesi en güçlü dayanak olmaya devam ediyor.
CFR analizinde, birbirini izleyen farklı ABD yönetimlerinin 'ulusal güvenlik' kavramının kapsamını iklim değişikliği, halk sağlığı, enerji güvenliği ve stratejik önem taşıyan imalat sanayilerini kapsayacak şekilde kademeli olarak genişlettiğine dikkat çekiliyor.
Biden Döneminin Korumacı Mirası ve Yükselen Tarife Oranları
Joe Biden'ın başkanlığı döneminde ABD yönetimi, Trump'ın ilk görev süresinde uygulamaya koyduğu korumacı tarifelerin büyük bölümünü muhafaza etmekle kalmadı, aynı zamanda Çin menşeli ürünlere yönelik 301. Madde (Section 301) kapsamındaki ek vergileri daha da artırdı. Bu tedbirler bataryalar, kritik mineraller, elektrikli araçlar, liman vinçleri, güneş panelleri, yarı iletkenler, çelik ve alüminyum gibi kritik sanayi kollarını hedef aldı.
Biden yönetimi bu sektörleri 'stratejik alanlar' olarak tanımlamış ve ABD'nin küresel ekonomik rekabet gücünü korumak adına bu adımların zorunlu olduğunu vurgulamıştı.
ABD'nin Çin'den yapılan ithalata uyguladığı ortalama gümrük vergisi oranı, Biden başkanlığının büyük bölümünde yaklaşık yüzde 19 seviyesinde seyretti. Bu oran, Ağustos 2026'da kaydedilen yüzde 35,2 seviyesinin oldukça altında olmakla birlikte, Ocak 2018'deki yüzde 3,1'lik tarihsel düşük seviyenin katbakat üzerinde kalmayı sürdürdü.
Ürün Türü ve Ülke Menşeine Göre Kamuoyu Ayrışması
Kamuoyunun gümrük tarifelerine yaklaşımı, vergilendirilen ürünün türüne ve tedarikçi ülkeye göre büyük değişiklik gösteriyor. Amerikalılar, askeri uygulamaları olan veya gelişen teknolojilerdeki rekabeti doğrudan destekleyen ürünleri ulusal güvenlik açısından çok daha kritik kabul ediyor. Enerji ve medikal ürünler, otomobiller, bilgisayarlar ve giyim eşyalarına kıyasla güvenlik gerekçesiyle çok daha fazla korunması gereken alanlar olarak görülüyor.
Ankete katılanlar, Kanada, Almanya ve Japonya gibi müttefik ülkelerden hayati önem taşıyan malların ithal edilmesine onay verirken, Çin'e karşı çok daha sert ve korumacı bir tutum sergiliyor. Bununla birlikte çalışma, ulusal güvenlik argümanlarının genel imalat sektörü, çevre koruma ve halk sağlığı alanlarına genişletilmesine yönelik halk desteğinin daha zayıf kaldığını ortaya koyuyor.
Partizan Kutuplaşma ve Kongre'nin Yasal Sınırları
Siyasi parti aidiyeti, Trump'ın ticaret gündeminin geri çevrilmesinin önündeki en büyük engellerden biri olmayı sürdürüyor. CFR analizine göre, başkana gümrük tarifesi koyma yetkisi verilmesini destekleyenlerin oranı, göreve gelen başkan kendi partilerinden olduğunda hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında yaklaşık 10 yüzde puanlık bir artış gösteriyor.
Bu belirgin partizan tutum, yaklaşan ara seçimlerin sonuçlarının ticaret politikası üzerindeki olası etkilerini de sınırlandırabilir. Demokratlar Temsilciler Meclisi veya Senato'da çoğunluğu sağlasa ya da 2028'de Beyaz Saray'ı kazansa dahi, mevcut korumacı ticaret rejiminde köklü değişiklikler yapmak oldukça güç görünüyor.
Kanada gibi geleneksel müttefikleri etkileyen tarifeler ile mutfak dolapları gibi ulusal güvenlikle doğrudan bağı olmayan tüketici ürünlerine yönelik vergiler daha güçlü bir muhalefetle karşılaşabilir. Ancak ithalat korumasından faydalanan yerli sanayilerin mevcut kısıtlamaları savunma noktasındaki güçlü lobicilik faaliyetleri ve Kongre'nin nitelikli çoğunluk sağalamadan başkanlık veto kararlarını aşma konusundaki yasal sınırlamaları, değişim ihtimalini zayıflatıyor.
Beyaz Saray'da Ticaret Diplomasısı ve Jamieson Greer Vurgusu
Trump'ın korumacı ticaret gündeminin arkasındaki siyasi kararlılık, Nisan ayında Beyaz Saray'da düzenlenen Paskalya etkinliğinde de gün yüzüne çıkmıştı. Başkan Trump, katılımcılara ABD Ticaret Temsilcisi (USTR) Jamieson Greer'i tanıtırken, kendisinin yönetimin ticaret politikasındaki merkezi rolüne özel vurgu yaptı.
"Bayanlar ve baylar, bugün hükümetin en güçlü adamı bizimle birlikte: Sayın Jamieson Greer. Kendisini duymuş muydunuz? Buraya gel Jamieson. Ticarette ne durumdayız?" — Donald Trump
Trump, Greer'ı hükümetin en nüfuzlu yetkililerinden biri olarak tanımlayarak yönetimin ticari performansını değerlendirmesini istedi.
Sahnede Greer'a yönelen Trump, yetkilisine övgüler yağdırarak mevcut durumu sordu.
Başkan'ın davetinin ardından söz alan Ticaret Temsilcisi Greer, ABD'nin ihracat rakamlarında ulaşılan tarihi rekorları örnek göstererek gümrük politikalarının başarısını savundu.
Ekim 2026 tarihli Bloomberg raporunda, 46 yaşındaki Jamieson Greer'ın Trump'ın ticaret kısıtlamalarını yeniden inşa etme sürecindeki en kritik figür olduğu belirtildi. Greer'ın yönetim içindeki kilit konumu, Beyaz Saray'ın tarifeleri ana ekonomi politikası aracı olarak kullanma kararlılığını simgeliyor.