Orta Doğu Müttefiklerine Gizli Uyarı
Diplomatik kaynakların aktardığı bilgilere göre Amerika Birleşik Devletleri, 3 Kasım Kongre seçimlerinin ardından İran'a yönelik yenilenen askeri operasyonlara hazırlanmaları konusunda Orta Doğu'daki müttefiklerini gizli kanallardan uyardı. Başkan Donald Trump henüz bu yönde yeni bir saldırıya resmi olarak onay vermemiş olsa da, söz konusu uyarılar bölgesel tırmanış, kritik enerji altyapısı ve halihazırda artan yakıt maliyetleriyle mücadele eden Avrupa ekonomileri üzerindeki olası sonuçlara dair kaygıları doruk noktasına çıkardı.
ABD'li yetkililer bölgedeki müttefikleri, İran'ın enerji tesislerine ve diğer kritik altyapılara yönelik olası misilleme ihtimalini göz önünde bulundurmaya çağırdı.
Amerikalı yetkililer, önümüzdeki hafta gerçekleşecek ABD ara seçimlerinin ardından İran'a karşı olası yeni askeri saldırılara karşı hazırlıklı olunması gerektiğini, bölgedeki birkaç hükümete iletti. Bu durum, uluslararası enerji piyasalarını halihazırda sarsmış olan bir çatışmada yeni bir tırmanış ihtimalini güçlendiriyor.
Associated Press Araştırması ve Beyaz Saray'ın Sessizliği
29 Ekim tarihinde yayımlanan bir Associated Press araştırmasına göre, uyarılar hakkında bilgi sahibi olan iki diplomat, ABD'li yetkililerin bölgedeki müttefik devletlere İran'ın olası karşı saldırılarına karşı tetikte olmaları gerektiğini bildirdiğini aktardı. Diplomatlar, Başkan Donald Trump'ın askeri operasyonların yeniden başlatılmasına ilişkin henüz nihai bir karar almadığının altını çizdi.
Buna rağmen Washington'ın yaptığı bu uyarılar, birkaç gün sürebilecek potansiyel bir askeri kampanya için hazırlıkların masada olduğuna işaret ediyor. Bölgesel hükümetler ise İran veya Tahran müttefiki silahlı grupların gerçekleştireceği misilleme eylemlerinin, çatışmayı Amerika Birleşik Devletleri'nin başlangıçta öngördüğünden çok daha uzun bir süreye yaymasından endişe duyuyor. Beyaz Saray ve Amerikalı yetkililer ise konuya ilişkin basına yansıyan bu iletişimler hakkında yorum yapmaktan kaçındı.
Askeri Hazırlıklar ve Siyasi Takvim
Söz konusu uyarılar, Başkan Trump'ın 3 Kasım seçimleri öncesindeki son kampanya günlerine girdiği bir dönemde geldi. Başkan Trump, oylamanın ardından İran'a yönelik yeni askeri eylemlerin yapılabileceğini defalarca ima ederken, aynı zamanda çatışmanın sona ermek üzere olabileceğini de öne sürdü.
Savaş haftalar içinde bitebilir ancak İran asla nükleer silaha sahip olamaz.
Teksas'taki bir seçim mitinginde konuşan Trump, savaşın birkaç hafta içinde sona erebileceğini iddia ederken, İran'ın nükleer silahlara sahip olmaması gerektiği yönündeki kararlılığını da yineledi. Bununla birlikte, olası bir askeri müdahalenin zamanlaması belirsizliğini koruyor.
Pentagon, bölgedeki askeri varlığını artırmış durumda. Bu kapsamda USS Theodore Roosevelt uçak gemisi ile ek amfibi kuvvetler bölgeye sevk edildi. Eylül ayında duyurulan bu sevkiyat yaklaşık 9.000 askeri personeli kapsıyordu. Ancak güçlerin bu şekilde hareket ettirilmesi, doğrudan bir saldırı emri verildiği veya belirli hedeflerin seçildiği anlamına gelmiyor.
Amerikan askeri hazırlıkları aynı zamanda caydırıcılık, sinyal verme ve acil durum planlaması amacı da taşıyabilir. Bu ayrım büyük bir önem taşımaktadır; zira yenilenen saldırıların siyasi sonuçları, operasyonların ölçeğine, hedeflerine ve İran'ın vereceği yanıta doğrudan bağlı olacaktır.
Tahran'dan Diplomasi Kapısı ve Bölgesel Riskler
İran ise diplomatik müzakerelere açık olduğunu ve bu yoldan vazgeçmediğini defalarca belirtti. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 28 Ekim'de yaptığı açıklamada, Tahran'ın diplomatik teklifleri değerlendirmeye devam ettiğini ve daha önceki ateşkes girişimindeki bazı unsurların yeni görüşmelerin temelini oluşturmasını istediğini ifade etti.
Tahran yönetimi diplomatik teklifleri değerlendirmeye devam ediyor ve ateşkes girişimlerinin yeni görüşmeler için temel olmasını istiyor.
Söz konusu teklif daha önce Washington tarafından reddedilmişti. Mevcut anlaşmazlık hem askeri operasyonların sonlandırılmasına yönelik koşulları hem de İran'ın nükleer programına ilişkin daha geniş çaplı meseleleri kapsamaya devam ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ise taraflara siyasi çözümleri deneme ve büyük ölçekli çatışmalara geri dönmeme çağrısında bulundu.
Bölgesel hükümetler son derece zor bir konumda bulunuyor; çünkü doğrudan Amerikan askeri operasyonlarına dahil olmasalar dahi İran'ın misillemelerine hedef olma riski taşıyorlar. Enerji tesisleri, havalimanları, limanlar ve diğer kritik altyapılar, bir tırmanış senaryosunda olası hedefler arasında yer alıyor. Bu tür saldırılar, doğrudan çatışmanın tarafı olmayan sivil nüfusları ve ticari faaliyetleri de olumsuz etkileyecektir.
Çatışmanın Coğrafi Olarak Yayılması
İran, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in taraf olduğu çatışma şubat ayı sonlarında başlamış ve zamanla Orta Doğu'nun diğer bölgelerine de sıçramıştı. İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'ın petrol altyapısına ve havalimanlarına yönelik düzenlediği saldırılar, Suudi liderliğindeki koalisyonun Yemen'deki hedeflere yönelik misilleme operasyonlarını tetiklemişti.
Bu gelişmeler, çatışmanın coğrafi sınırlarının kontrol altına alınmasını zorlaştırdı. 29 Ekim itibarıyla mevcut raporlara göre ABD, eylül ayının başından bu yana İran'a karşı doğrudan bir hava saldırısı gerçekleştirmiş değil.
Ancak son dönemde Amerikan saldırılarının yaşanmamış olması, yeni operasyon riskini ortadan kaldırmıyor. Bölgesel hükümetler bu nedenle sınırlı saldırılar, daha uzun soluklu bir askeri kampanya veya olası bir Amerikan operasyonundan önce gelebilecek misilleme saldırıları dahil olmak üzere çeşitli senaryoları değerlendiriyor. Tabii ki bu senaryoların hiçbiri kesin gözüyle değerlendirilmemelidir.
Avrupa İçin Yeni Bir Enerji Tehdidi
Avrupa Birliği (AB) açısından bakıldığında, yeniden alevlenecek bir çatışma yalnızca Washington ile diplomatik ilişkileri değil, aynı zamanda kıtanın ekonomik istikrarını da doğrudan etkileyecektir. Orta Doğu, küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) arzının en önemli kaynaklarından biri olmaya devam ediyor.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'ndeki üreticileri Avrupa ve Asya pazarlarına bağlayan uluslararası enerji taşımacılığı açısından kritik bir rol oynuyor. Deniz ticareti, üretim tesisleri veya ihracat terminallerine yönelik saldırılardaki herhangi bir artış, küresel enerji fiyatları üzerinde yeni bir baskı oluşturacaktır.
Ortaya çıkacak olumsuz sonuçlar yalnızca bölgeden doğrudan petrol veya gaz satın alan ülkelerle sınırlı kalmayacaktır. Avrupa'daki tüketiciler küresel ölçekte birbirine bağlı piyasalarda rekabet etmektedir; bu da ithalat kaynakları çeşitlendirilmiş olsa dahi arz kesintilerinin fiyatları doğrudan etkileyebileceği anlamına gelmektedir.
Avrupa Birliği, 2022'den bu yana Rus boru hattı gazına olan bağımlılığını büyük ölçüde azalttı; ancak sıvılaştırılmış doğal gaza (LNG) duyulan artan güven, kıtayı uluslararası arz ve talep dalgalanmalarına karşı açık hale getirdi. Dolayısıyla Orta Doğu'da yaşanacak yeni bir tırmanış, Avrupa'nın kış sezonu öncesinde gaz stoklarını yenileme ve sanayi enerji maliyetlerini kontrol altında tutma çabalarını sekteye uğratabilir. Yükselen yakıt fiyatları aynı zamanda taşımacılık, gıda üretimi ve hanehalkı harcamalarını da olumsuz etkileyecektir.
Avrupalı Hükümetler İçin Stratejik İkilem
Avrupalı hükümetler birden fazla çıkarı aynı anda dengelemek zorunda kalıyor. Bir yandan nükleer silahların yayılmasını önleme çabalarını desteklerken, diğer yandan Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerini korumaya ve Orta Doğu'da istikrarı sağlamaya çalışıyorlar. Aynı zamanda deniz ticaretinde ve enerji üretiminde yaşanabilecek uzun süreli kesintilerden kaçınmak da doğrudan ekonomik çıkarları arasındadır.
Yeni bir Amerikan askeri kampanyası; özellikle diplomatik alternatiflerin masada kalmaya devam etmesi durumunda, askeri eylemin yasallığı, gerekliliği ve orantılılığına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirebilir. Avrupalı hükümetler ayrıca kendi vatandaşlarının, bölgedeki diplomatik misyonlarının ve ticari deniz taşımacılığının korunmasına yönelik kritik kararlar almak zorunda kalabilir.
Washington'ın yaptığı uyarıların acil önemi, düşmanlıkların yeniden başlayabileceği ihtimalinden kaynaklanmaktadır; yoksa bu tür çatışmaların kesin olarak emredildiğine dair bir teyit niteliği taşımamaktadır. ABD seçimlerinin yaklaşmasıyla birlikte Orta Doğu ve Avrupa genelindeki hükümetler, tamamen Washington ve Tahran'da alınacak kararlara bağlı olan gelişmelere karşı hazırlık yapmaktadır.
Bu uyarıların askeri bir eyleme mi yoksa yenilenen bir diplomasi sürecine mi yol açacağı, ekonomik etkileri şimdiden bölgenin çok ötesinde hissedilen bir çatışmanın bir sonraki aşamasını belirleyecektir.