Yüksek Mahkeme Gündeminde Göçmenlik Hakimiyeti
Başkan Trump'ın sert göçmenlik politikalarından kaynaklanan dava ve anlaşmazlıklar, bu dönem Yüksek Mahkeme'nin gündemine taşınıyor ve acil başvuru masasında da pek çok yeni uyuşmazlık birikiyor.
Bu yönetim, Kongre'nin fiilen harekete geçmesini sağlamadan göçmenlik yasalarını yeniden yazmaya çalışıyor. — Amanda Frost, Hukuk Profesörü
Virginia Üniversitesi Hukuk Fakültesi Profesörü Amanda Frost, yüksek mahkemenin takviminde yarım düzine göçmenlik davası saydığını ve yolda daha fazlasının olduğunu belirtiyor.
Frost, bu dönemin göçmenlik hukuku açısından 'bomba gibi' (blockbuster) bir dönem olmaya aday olduğunu ifade ediyor ve Trump yönetiminin eski yasaları esneterek radikal yeni adımlar atmak için sınırları zorladığını vurguluyor.
Frost, 'Bu yönetim, Kongre'nin fiilen harekete geçmesini sağlamadan göçmenlik yasalarını yeniden yazmaya çalışıyor' değerlendirmesinde bulunuyor.
Yürütme Yetkisi ve Başkanlık Sözleri
Kongre'nin on yıllardır göçmenlik konusunda somut bir adım atamaması, her iki partiden başkanların da gündemlerini ilerletmek için yürütme yetkilerine başvurmasına yol açtı.
Başkanın Yüksek Mahkeme'de eşi benzeri görülmemiş bir başarı sicili var ve bu durum en çok göçmenlik davaları söz konusu olduğunda geçerlidir. — Chad Maisel, Eski Adalet Bakanlığı Yetkilisi
Trump Adalet Bakanlığı'nın eski yetkililerinden Chad Maisel, göçmenliğin, başkanın ilk siyasi kampanyasından bu yana öncelik listesinin başında yer aldığını belirtiyor.
Maisel, 'Gördüğümüz bu yoğunluğun bir kısmının nedeni, Trump'ın Amerikan halkına sınır güvenliğini ciddiyetle ele alacağına dair verdiği sözdür' diyor.
Bir Adalet Bakanlığı sözcüsü ise yönetimin yaklaşımının, 'hem yasayı hem de sınırlarımızın bütünlüğünü koruyan ortak akıl önlemlerine dayandığını' savunuyor.
Chad Maisel, tarihin bir rehber olması durumunda, başkanın ve politikalarının önemli zaferler elde etmeye yakın olduğunu belirterek, 'Başkanın Yüksek Mahkeme'de eşi benzeri görülmemiş bir başarı sicili var ve bu durum en çok göçmenlik davaları söz konusu olduğunda geçerlidir' görüşünü dile getiriyor.
Üçüncü Ülkelere Sınır Dışı ve İnsan Maliyeti
Öte yandan sivil özgürlükler ve göçmen hakları savunucuları, Trump'ın sert uygulamasının insani maliyetinin yıkıcı olabileceği konusunda uyarıyor.
Biliyoruz ki o sözde güvenceler yazıldıkları kağıt parçasının bile değerinde değil. — Trina Realmuto, National Immigration Litigation Alliance İcra Direktörü
National Immigration Litigation Alliance İcra Direktörü Trina Realmuto, önceden hiçbir bağı olmayan üçüncü ülkelere sınır dışı edilme riski taşıyan göçmenler için mücadele ediyor.
Realmuto, 'Aileleri, işleri var ve bu politika kapsamında topluluklarından ve sevdiklerinden aniden koparılarak üçüncü ülkelere gönderiliyorlar' diyor.
Alt mahkeme hakimi, göçmenlerin sınır dışı edilmeden önce işkence veya zulümle karşılaşabileceklerini savunma şansına sahip olmaları gerektiğine hükmetti. Ancak Yüksek Mahkeme, Massachusetts'teki bu hakimin kararını defalarca devre dışı bırakarak sınır dışı işlemlerinin şimdilik devam etmesine izin verdi.
Yönetim, üçüncü ülkelerden göçmenlerin kötü muamele görmeyeceğine dair güvence aldığını iddia ediyor. Ancak Trina Realmuto, müvekkillerinin yurtdışında silahlı gardiyanlar tarafından korkunç yaşam koşullarında gözaltına alındıklarını düzenli olarak bildirdiklerini aktarıyor.
Realmuto, 'Biliyoruz ki o sözde güvenceler yazıldıkları kağıt parçasının bile değerinde değil' ifadesini kullanıyor. Yüksek Mahkeme, üçüncü ülkelere sınır dışı davalarını Aralık ayında görüşmeye hazırlanıyor.
Zorunlu Gözaltı Rejimi ve Vize İptalleri
Hukuk uzmanları, ayrı bir göçmenlik davasının da dönemin en önemli dosyaları arasında yer alacağını belirtiyor. Bu dava, başkanın göçmenler için kefalet duruşması hakkı tanımadan zorunlu gözaltı uygulaması getirme çabasını konu alıyor.
Eğer izin verilirse, bu kural kelimenin tam anlamıyla milyonlarca göçmeni zorunlu gözaltına tabi tutacak ve ABD tarihindeki en büyük zorunlu gözaltı rejimini oluşturacaktır. — Michael Tan, ACLU Avukatı
Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği'nden (ACLU) Michael Tan, bu davalardaki politikanın yasadan radikal bir kopuş anlamına geldiğini açıklıyor.
Tan, 'Bu davalardaki politika, yasadan gerçekten radikal bir kopuştur. On yıllardır, ülkeye yerleşmiş ve sınır dışı etme süreci nedeniyle gözaltına alınan göçmenlerin, göçmenlik hakimi önünde bir kefalet duruşmasında tahliye talep etme hakkına sahip olduğu evrensel olarak kabul edilmiştir' diyor.
Geçtiğimiz Temmuz ayında Trump yönetiminin, yasal statü arayışında olan göçmenler dâhil olmak üzere bu kişilerin hapsedileceğini ilan ettiğini belirten Tan, 'Eğer izin verilirse, bu kural kelimenin tam anlamıyla milyonlarca göçmeni zorunlu gözaltına tabi tutacak ve ABD tarihindeki en büyük zorunlu gözaltı rejimini oluşturacaktır' uyarısında bulunuyor.
Bunun yanı sıra Genel Sekreterlik (Solicitor General), Georgetown ve Columbia üniversitelerindeki akademisyenlerin vizelerini iptal etme çabasına ilişkin bir başka göçmenlik davası serisini de mahkemenin kabul etmesini talep etti. Yönetim, bu kişilerin ABD'deki varlığının ulusal dış politikayı tehlikeye attığını öne sürüyor. Ancak eleştirmenler, bu kişilerin Birinci Değişiklik (First Amendment) kapsamında korunması gereken ifadeleri nedeniyle hedef alındıklarını belirtiyor.
Eski Columbia öğrencisi Mahmoud Khalil konuyu şu sözlerle özetliyor: 'Sorumuz basittir: Hükümet, birinin konuşmasını cezalandırmak için göçmenlik yasalarını silah haline getirebilir ve ardından federal mahkemeye müdahale etme yetkileri olmadığını söyleyebilir mi?' Yüksek Mahkeme, bu davanın görülüp görülmeyeceğini önümüzdeki yıl karara bağlayabilir.