Yüksek Mahkeme'den Ara Seçim Öncesi Kritik Red Kararı
Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın Beyaz Saray'daki ikinci döneminde göçmenlikle ilgili bazı hukuki zaferler elde etmesini sağlamıştı. Ancak ülke çapındaki sandıkların ara seçimler için açılmasına sadece saatler kala, ülkenin en yüksek mahkemesi, yönetimin Kaliforniya'daki potansiyel olarak oy kullanma ehliyeti olmayan binlerce pusulanın geçici olarak bloke edilmesi yönündeki talebini reddetti.
Ekim ayında Adalet Bakanlığı (DOJ), Kaliforniya eyaleti ile Los Angeles County'ye karşı dava açmış; 20.000'den fazla kayıtlı seçmenin vatandaş olmadığından şüphelenildiğini öne sürerek, vatandaşlıkları doğrulanana kadar bu kişilerin oylarının bekletilmesini talep etmişti.
Hukuki Süreç ve Alt Mahkemelerin Kararları
Süreç içerisinde bir bölge yargıcı son başvuru tarihine kadar bir karar yayımlamamış, bunun üzerine 9. Temyiz Mahkemesi bir temyiz başvurusunu reddetmişti. İki gün sonra ise bölge yargıcı David Carter, DOJ tarafından talep edilen ihtiyati tedbiri reddetmiş ve dosya yeniden 9. Temyiz Mahkemesi'ne geri dönmüştü.
Adalet Bakanlığı, bir seçimin ortasında olağanüstü bir tedbirin gerekçelendirildiğini gösteremedi.
30 Ekim tarihinde, 9. Temyiz Mahkemesi'nin üç yargıçtan oluşan heyeti, 2'ye karşı 1 oyla alınan kararda, Adalet Bakanlığı'nın seçimlerin ortasında olağanüstü bir ihtiyati tedbirin haklı olduğuna dair yeterli kanıt sunmadığını belirtmişti.
Vatandaş Olmayanların Oy Kullanması Tartışması
Trump yönetimi, söz konusu seçmenlerden herhangi birinin ABD vatandaşı olmadığını henüz kanıtlayabilmiş değil. Demokratlar ise vatandaş olmayanların oy kullanmadığını iddia ediyor. Vatandaş olmayanların yasadışı oy kullanmasıyla ilgili birden fazla mahkumiyet kararının ardından -ki bunlardan bazıları birden fazla seçimde oy kullanmıştı- anlatı, vatandaş olmayanların oy kullanmasının "hiç gerçekleşmediği" argümanından, demokrasiye değer verdiğini iddia edenler açısından oldukça hafif bir yaklaşım olarak görülen "sonucu değiştirecek kadar çok gerçekleşmediği" söylemine evrildi.
DOJ, Yüksek Mahkeme'den temyiz incelemesi sonuçlanana kadar yürütmeyi durdurma kararı (injuction) vermesini istediğinde, Başkan Obama döneminde atanan Yüksek Mahkeme Yargıcı Elena Kagan bu talebi mahkemeye yöneltmiş; mahkeme ise herhangi bir açıklama yapmaksızın imzasız bir emirle talebi reddetmiştir.
Diğer Eyaletlerdeki Benzer Vakalar ve Zamanlama Eleştirileri
Adalet Bakanlığı, Nevada ve Washington dahil olmak üzere birçok eyalette potansiyel olarak oy kullanan vatandaş olmayan kişilerin peşine düşme konusunda pek başarı elde edemedi. Washington örneğinde, eyalet sekreteri DOJ tarafından sağlanan potansiyel olarak oy kullanamaz durumdaki 400 isimden "birçoğunun" aslında ABD vatandaşı olduğunu doğruladı.
Birçoğu ABD vatandaşıydı.
Ortada haklı bir dava olsun ya da olmasın, DOJ muhtemelen bu hukuki mücadeleyi ara seçimlerden sadece birkaç hafta önce değil, aylar önce başlatmalıydı. Hiç kimse vatandaş olmayanların oy kullanmadığını inandırıcı bir şekilde iddia edemez. Mahkumiyet kararları bunun gerçekleştiğini kanıtlıyor, ancak kimse sorunun boyutunu tam olarak tespit edemiyor gibi görünmektedir.
Kaliforniya Davasının Geleceği ve Seçim Sisteminin Durumu
Kaliforniya'daki dava henüz sonuçlanmadı; ancak eyaletin posta yoluyla gönderilen oyları kabul etme için belirlediği 10 Kasım son tarihi dolduktan sonra, daha fazla inceleme için herhangi bir pusulayı ayırmak çok geç olacaktır. Seçim bütünlüğünü gerçekten önemseyen makul her insanın endişelenmesi gereken husus, dünyadaki en büyük ve en güçlü ülkenin -en azından gelişmiş ülkeler arasında- en işlevsiz seçim sistemine sahip olmasıdır.
Yüksek Mahkeme'nin aldığı bu son karar, seçim güvenliği tartışmalarını ve federal yönetim ile eyaletler arasındaki yetki çatışmalarını önümüzdeki dönemde de gündemde tutmaya devam edecektir.