Sıcak Savaş Beklentisi ve Petrol Altyapısına Yönelik Tehditler
Hafta boyunca piyasa katılımcılarıyla yaptığım görüşmelerde tek bir ana gündem maddesi vardı: ABD'nin İran'a yönelik hava bombardımanlarıyla 'sıcak' savaşa geri dönüp dönmeyeceği. Yatırımcılar, bu kez İran'ın petrol altyapısının daha kapsamlı bir şekilde hedef alınıp alınmayacağını merak ediyor. Özellikle Kharg Adası'nın daha büyük bir saldırıya maruz kalabileceğine dair söylentiler piyasalarda ciddi bir tedirginlik yaratıyor.
Piyasalar şu anda 'sıcak' bir savaşa dönüş beklentisiyle maksimum kaygı döneminden geçiyor.
Piyasalar bu belirsizlik karşısında adeta düğüm olmuş durumda. En belirgin etki, petrol fiyatlarına yansıyan devasa risk priminde görülüyor. Brent petrolün dünkü yakın vadeli işlem fiyatı varil başına 118 dolara ulaşarak, Körfez'den yapılan petrol ihracatının savaş öncesi seviyelere dönmesine, yani tamamen normalleşmesine rağmen, bu yılın başındaki en kötü dönemlerle eşdeğer bir arz kesintisini fiyatlıyor.
Varlık Sınıflarında Risk Primi ve Korelasyon Analizi
Söz konusu risk primi sadece petrolle sınırlı kalmıyor. S&P 500 endeksi ve değerli metaller de bu durumdan darbe almış durumda. Yaklaşan savaş riski, tüm piyasa türlerinde fiyatlanıyor. Analizimizdeki altı grafikte yer alan siyah çizgiler, 2026 yılı boyunca Brent petrolün yakın vadeli işlem fiyatlarını temsil ediyor. Mavi çizgiler ise sırasıyla ticaret ağırlıklı Dolar endeksini, S&P 500'ü, 10 yıllık Hazine tahvili getirisini, Fransa'nın Bunds üzerindeki 10 yıllık spread'ini, altın ve gümüş fiyatlarını gösteriyor.
Şu anda piyasalarda temel olarak iki dinamik işliyor. Birincisi, 'petrol vekilleri' olarak adlandırabileceğimiz S&P 500, Fransız borçlanma kağıtları, altın ve gümüş, sıcak savaşa dönüş kaygısı arttıkça darbe alıyor. Bu hareketler, söz konusu varlıkların petrolle olan tarihsel korelasyonuyla tamamen uyumlu. Bu da demek oluyor ki, mevcut kayıplar maksimum belirsizlik dönemi geride kaldığında hızla tersine dönecektir.
Güvenli Limanlarda Rejim Değişikliği: Dolar ve Tahviller
İkinci dinamik ise 'petrol güvenli limanları' tarafında yaşanıyor. ABD Doları ve 10 yıllık Hazine tahvilleri, petrol fiyatları yükseldikçe sermaye girişi alarak güvenli liman işlevi gördü. Hazine tahvili getirilerindeki son düşüş özellikle dikkat çekici; çünkü bu, 2026'nın büyük bölümünde izlenen seyirden bir rejim değişikliğini ifade ediyor.
Hazine tahvili getirilerindeki düşüş, Euro Bölgesi'ndeki borç krizi endişelerinden kaynaklanan bir rejim değişikliğidir.
Önceki dönemlerde petrol fiyatları yükseldiğinde 10 yıllık tahvil getirileri de yükselme eğilimindeydi. Ancak şimdi getiriler düşüyor. Bunun temel nedeni, Euro Bölgesi'nin bitmek bilmeyen borç krizine geri dönme olasılığının artmasıdır. Bu durum, ABD Hazine tahvillerini yatırımcılar için çok daha cazip hale getiriyor.
Piyasaların Geleceği: Belirsizlik Sonrası Toparlanma
Brent petrolün günlük fiyat değişimleri ile diğer varlıklar arasındaki 30 günlük hareketli korelasyonlar incelendiğinde iki önemli nokta öne çıkıyor. İlk olarak, S&P 500 ile altın ve gümüşün negatif korelasyonları son dönemde istikrarlı seyrediyor. Bu varlıkların fiyat düşüşlerinde olağan dışı bir durum yok; dolayısıyla belirsizlik aşıldığında hızla toparlanacaklarını öngörüyorum.
Hiçbir veri, bu varlıkların petrol fiyatlarındaki sıçrama sonrası hızla toparlanmayacağını göstermiyor.
İkinci olarak, tek büyük korelasyon değişikliği 10 yıllık Hazine tahvili getirilerinde yaşandı. Artan petrol fiyatları artık getiriler üzerinde yukarı yönlü baskı kurmayı bıraktı. Bunu, petrolle doğrudan bağlantılı olan Euro Bölgesi'ndeki artan borç endişelerinin bir sonucu olarak değerlendiriyorum. Sonuç olarak, S&P 500, altın ve gümüş üzerindeki baskı, petrol fiyatlarındaki bu son sıçrama geçildiğinde yerini hızlı bir yükselişe bırakacaktır.