Kongre'de Mavi Dalga: Wall Street'in İlk Reaksiyonu ve 'Bay Veto' Stratejisi
Amerika Birleşik Devletleri ve Wall Street için yılın en kritik günlerinden biri geride kaldı. 3 Kasım Ara Seçimleri, Demokrat Parti'nin hem Temsilciler Meclisi'ni hem de Senato'yu geniş bir farkla yeniden kazanmasıyla sonuçlanan kapsamlı bir 'mavi dalga' ile tamamlandı. Seçim öncesinde tahmin piyasaları da Demokratların Kongre'nin her iki kanadında süpürme yapma olasılığını oldukça yüksek görüyordu.
Sanırım artık Bay Veto olacağım. Demokratların kontrolündeki bir Kongre ile müzakere edip uzlaşmaya varmadan önce yasaları veto edeceğim. — Donald Trump, ABD Başkanı
Wall Street'in ara seçim sonuçlarına ilk tepkisi olumlu oldu. Seçimlerin hemen ardından 4 Kasım'da Dow Jones Sanayi Endeksi %3, gösterge S&P 500 endeksi %1,4 ve teknoloji ağırlıklı Nasdaq Bileşik Endeksi %1,6 oranında yükseliş kaydetti. Ancak piyasalardaki bu ilk sevinç dalgasının kısa ömürlü olabileceği değerlendiriliyor.
Seçim gecesi sonuçlar netleştikçe Başkan Donald Trump, sosyal medya platformları ve Fox News ekranlarından görev süresinin son iki yılına ilişkin oyun planını açıkladı. Demokratların yönetimindeki bir Kongre ile nasıl ilişki kuracağına dair değerlendirmelerde bulunan Trump, tutumunu sertleştirerek 'Sanırım artık Bay Veto olacağım' ifadesini kullandı.
Siyasi Kilitlenme: Vergi Oranları Korunurken Borç Tavanı Riski Büyüyor
Washington'daki siyasi kilitlenme olasılığı Dow Jones, S&P 500 ve Nasdaq endeksleri için tek başına bir kıyamet senaryosu anlamına gelmiyor. Hatta siyasi kilitlenmenin bazı yönleri hisse senedi piyasaları için tarihsel olarak faydalı sonuçlar doğurabiliyor.
Örneğin, Beyaz Saray'da Cumhuriyetçi bir başkan otururken Kongre'nin Demokratların eline geçmesi, Ocak 2027 ile Ocak 2029 arasında büyük vergi artışlarının veya devasa harcama yasalarının yürürlüğe girme olasılığını ciddi şekilde düşürüyor. Bu durum, en yüksek azami kurumlar vergisi oranının %21 seviyesinde kalarak Trump'ın görev süresinin sonuna kadar 1939'dan bu yana en düşük seviyesinde korunacağını gösteriyor. Tarihsel olarak düşük kurumlar vergisi oranı ve öngörülebilirlik Wall Street için olumlu bir tablo sunuyor.
Ancak siyasi kilitlenmenin diğer boyutları piyasalar için ciddi risk alanları oluşturuyor. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler arasındaki derin ideolojik ayrılıklar, federal hükümetin yükümlülüklerini yerine getirmek için borçlanabileceği üst sınırı belirleyen borç tavanı müzakerelerini son derece zora sokacak. Borç tavanına 2027 yılının ilk yarısında ulaşılması beklenirken, bölünmüş yönetim yapısı önümüzdeki yıl federal hükümetin kapanma riskini katlamış durumda.
Bunun yanı sıra, Demokratların kontrolündeki bir Kongre, yapay zeka (AI) düzenlemeleri konusunda Başkan Trump ile doğrudan karşı karşıya gelecek. Trump, inovasyonu teşvik etmek, ekonomik büyümeyi hızlandırmak ve borsa endekslerini yeni zirvelere taşımak amacıyla olabildiğince az yapay zeka düzenlemesini savunurken; Demokrat milletvekillerinin büyük çoğunluğu büyük dil modelleri de dahil olmak üzere yapay zeka çözümlerinin test edilmesini, denetlenmesini ve veri merkezi genişlemelerinin sınırlandırılmasını talep ediyor.
Eyaletlerdeki Kritik Değişim: Trump'ın Veto Yetkisini Aşabilecek Gelişme
Başkan Trump, Kongre'den geçecek yapay zeka kısıtlama yasalarını başkanlık veto yetkisiyle engelleyebileceğini düşünüyor. Temsilciler Meclisi ve Senato üçte iki çoğunlukla veto kaldırma kararı almadığı sürece Trump'ın federal yasaları durdurma gücü bulunuyor. Ancak seçim gecesi yaşanan sürpriz bir gelişme bu veto gücünü tamamen işlevsiz bırakabilir.
Greg Abbott, seçim senesindeki 'duraklatma' sözüne rağmen Teksas'ta veri merkezlerini onaylamaya devam ediyor. Abbott'ın oyun planı bu: Bizi satıyor ve ardından yalan söylüyor. — Gina Hinojosa, Teksas Seçilmiş Valisi
Seçim gecesi medyanın odağı Kongre'deki çoğunluk değişimindeyken, asıl büyük sürpriz 5 eyalet valiliğinin Cumhuriyetçilerden Demokratlara geçmesi oldu. Associated Press verilerine göre Demokratlar, 2010 yılından bu yana ilk kez ABD genelindeki eyalet valiliklerinin çoğunluğunu (28 valilik) eline geçirdi.
Wall Street'i ve Başkan Trump'ı asıl düşündüren husus bu sayısal çoğunluk değil, el değiştiren eyaletlerin kimliği oldu. Demokratların kazandığı Teksas, Ohio, Georgia, Nevada ve Iowa eyaletleri arasında Teksas, Ohio ve Georgia; devasa yapay zeka veri merkezlerinin planlandığı ve inşa edildiği en kritik merkezler konumunda yer alıyor.
Teksas'ın yeni seçilen Demokrat Valisi Gina Hinojosa, eyalet meclisi elektrik, su, hava ve mülkiyet haklarına ilişkin kapsamlı yasalar çıkarana kadar yeni veri merkezi onaylarının tamamen durdurulmasını teklif etti. Demokrat valiler, eyalet düzeyinde altyapı izinlerini yavaşlatarak veya durdurarak Başkan Trump'ın federal veto yetkisine takılmaksızın yapay zeka genişlemesini dizginleyebilir.
Eyalet yönetimlerindeki bu stratejik kayma Wall Street için ağır sonuçlar doğurabilir. Hisse senedi piyasası 2026 yılına Ocak 1871'den bu yana görülen en yüksek ikinci değerleme oranıyla girmişti. Tarih, bu seviyedeki aşırı değerlemelerin piyasalar tarafından uzun süre tolere edilemediğini ve genellikle sert ayı piyasalarıyla sonuçlandığını gösteriyor. Wall Street, yapay zeka veri merkezlerindeki bir yavaşlamayı kaldırabilecek durumda görünmüyor.
Kredi Piyasalarında Yapay Zeka Alarmı: Tahvil Riskleri ve Devasa Borçlanma
Eyalet düzeyindeki düzenleme riski sadece hisse senetlerini değil, tahvil ve kredi piyasalarını da sarsıyor. Oracle şirketinin 5 yıllık Kredi Temerrüt Takası (CDS) primi yaklaşık 263 baz puana, SpaceX'in CDS primi 203 baz puana yükselerek rekor kırdı. Veri merkezi altyapı sağlayıcısı CoreWeave'in 5 yıllık CDS primi ise 982 baz puan ile tarihi zirvesini gördü.
Yapay zeka patlaması artık kredi piyasalarını test ediyor. Yatırımcılar, Big Tech şirketlerinin eşi benzeri görülmemiş borçlanma çılgınlığının arkasındaki riskleri yeniden fiyatlandırmaya başladı. — Global Markets Investor
Bu durum, teknoloji devlerinin yapay zeka altyapısını finanse etmek amacıyla yalnızca bu yıl yaklaşık 500 milyar dolarlık yeni borçlanmaya gittiği bir dönemde gerçekleşiyor. Teknoloji şirketlerinin ihraç ettiği devasa borç yükü, yapay zeka gelirlerinin bu harcamaları karşılayıp karşılayamayacağı konusundaki şüphelerle çakışıyor. Piyasalarda Oracle'ın 5 yıllık varsayılan temerrüt riski %20'nin üzerine çıkarken, SpaceX için bu oran %16, Nvidia için ise %7 seviyesini aştı.
Goldman Sachs analizlerine göre, dev bulut sağlayıcılarının (hyperscaler) borç ihracının 2026'daki 250 milyar dolar seviyesinden 2027 yılında 420 milyar dolarlık devasa bir boyuta ulaşması bekleniyor. Önümüzdeki yıl yapılacak sermaye harcamalarının %35'inin borçla finanse edileceği öngörülüyor.
Şirket tahvillerinin normal şartlarda nominal değerine yakın işlem görmesi beklenirken, CoreWeave'in 2031 vadeli tahvilleri 0,79 dolar, Oracle'ın 2065 vadeli tahvilleri 0,73 dolar ve Nvidia'nın 2060 vadeli tahvilleri ise 0,63 dolar seviyesinden işlem görüyor. Tahvil fiyatlarındaki bu derin iskontolar, yatırımcıların yapay zeka riskini üstlenmek için çok daha yüksek getiri (faiz) talep ettiğini ortaya koyuyor. Trump 'Bay Veto' haline gelse bile, eyaletlerdeki Demokrat valiler yapay zeka denklemindeki tüm dengeleri değiştirebilir.