Wall Street'ten Reel Ekonomiye: Yapay Zeka Yatırımları ABD Büyümesinin Ana Motoru
Yapay zeka ve teknoloji hisselerindeki sert gerileme yatırımcıları tedirgin ederken, uzmanlar 'düzeltme' kelimesinin ötesinde reel ekonomiyi etkileyecek derin yapısal risklere dikkat çekiyor. Son yıllarda yapay zeka modellerini eğitmek ve çalıştırmak için inşa edilen devasa veri merkezleri, dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'nin temel büyüme kaynaklarından biri haline gelmişti.
Bu yatırımlar 2025 ve 2026 yıllarında Birleşik Devletler'deki ekonomik büyümenin tam yüzde 30'unu sağladı.
Fransız yatırım bankası Oddo BHF'nin başekonomisti Bruno Cavalier, veri merkezlerine yönelik harcamaların yüzde 150 oranında arttığını belirterek, 'Bu yatırımlar 2025 ve 2026 yıllarında Birleşik Devletler'deki ekonomik büyümenin tam yüzde 30'unu sağladı' değerlendirmesinde bulundu.
Yapay zeka altyapısına yapılan bu devasa harcamalar yalnızca çip ve yüksek teknoloji üreticilerinin borsa değerlerini fırlatmakla kalmadı; aynı zamanda enerji tesisleri, soğutma sistemleri, inşaat, tesisat ve elektrik iş kolları üzerinden yerel ekonomilere ve istihdama doğrudan sıcak para akışı sağladı.
Siyasi Denge Değişimi ve Düzenleme Korkusu Piyasaları Tetikledi
Veri merkezlerinin çevresel ve insani maliyetlerine yönelik tepkiler son dönemde artış gösteriyordu. Dev sunucu çiftliklerinin neden olduğu hava kirliliği, yükselen elektrik faturaları, yüksek su tüketimi ve gürültü kirliliği yerel halkın ve çevreci grupların muhalefetini büyüttü.
Demokratların kazanması, inşaat süreçlerinin daha pahalıya mal olmasına ve tamamlanma sürelerinin uzamasına yol açabilir.
ABD ara seçimlerinde Demokrat Parti'nin elde ettiği başarılar, yatırımcılar arasında teknoloji sektörüne yönelik yeni katı düzenlemeler (regülasyonlar) gelebileceği endişesini doğurdu. Bu durum Perşembe günü Wall Street'te yaşanan yoğun satış baskısının ana gerekçelerinden biri oldu.
Paris merkezli portföy yönetim şirketi Carmignac'ın stratejistlerinden Kevin Thozet, piyasaların şu anda yeni bir riski fiyatladığını vurgulayarak, 'En çok veri merkezi projesine ev sahipliği yapan eyaletlerde Demokratların kazanması, inşaat süreçlerinin daha pahalıya mal olmasına ve tamamlanma sürelerinin uzamasına yol açabilir' ifadelerini kullandı.
Hanehalkı Serveti ve Tüketim Harcamalarındaki Büyük Kırılganlık
Hisse senedi sahipliği ABD'de son derece yaygın bir durum teşkil ediyor. Bireysel emeklilik fonlarının (401k ve IRA) borsaya kote fonlarda değerlendirilmesi, devlet eliyle sağlanan emeklilik sistemlerine kıyasla çok daha baskın bir model olarak öne çıkıyor.
En zengin yüzde 10'luk kesim, toplam tüketici harcamalarının yarısını gerçekleştiriyor. Borsa krizi bu kesimin harcamalarını kısarsa ekonomi ciddi darbe alır.
Ekonomist Bruno Cavalier, ABD hanehalkı servetinin yüzde 43'ünün şu anda doğrudan hisse senedi piyasalarına endeksli olduğunu ve bu oranın 2000 yılına kıyasla 10 puanlık bir artış gösterdiğini belirtti. Piyasalarda yaşanacak kalıcı bir düşüş trendi, özellikle emeklilerin satın alma gücünü doğrudan zayıflatma riski taşıyor.
Aracı kurum IG France analisti Alexandre Baradez ise konunun tüketim boyutuna dikkat çekerek şunları kaydetti: 'ABD'deki en zengin yüzde 10'luk kesim, toplam tüketici harcamalarının yarısını gerçekleştiriyor. Hisselerin en büyük sahibi onlar ve teknoloji rallisinden en çok yararlanan da yine onlar oldu. Borsa krizinin bu kesimin harcamalarını kısması durumunda, ABD-İran geriliminin tetiklediği enflasyon dalgasından bu yana harcamalarını azaltan ortalama Amerikan halkının yarattığı boşluk artık kapatılamayabilir.'
Yüksek Faizler, Borç Yükü ve Anthropic'in Dev Halka Arz Sınavı
Piyasadaki karamsar tabloyu derinleştiren bir diğer unsur ise yüksek faiz oranları. Yapay zeka şirketleri veri merkezi ağlarını kurabilmek için milyarlarca dolarlık borçlanmaya gitti ve faizlerin yüksek seyretmesi borç servis maliyetlerini tırmandırıyor.
Anthropic halka arzı piyasa için en büyük test olacak.
Baradez, 'Hisselerin düştüğü ve borçlanma piyasalarında faizlerin yüksek olduğu zorlu bir dönemden geçiyoruz. Merkez bankalarının yakın zamanda bir gevşemeye gitme olasılığı da oldukça düşük' diyerek sıkılaşan finansal koşulların yatırımcıları temkinli olmaya zorladığını belirtti.
Öte yandan Stilgar portföy yöneticisi Jacques-Aurelien Marcireau, ABD'li siyasetçilerin bu risklerin farkında olduğunu ve Demokratların pragmatik davranarak inşaatları tamamen durdurmayacağını, ancak yaşanacak bir yavaşlamanın zayıf projeleri eleyerek piyasa için sağlıklı bir dengeleme yaratabileceğini savundu.
Teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi, son bir ay içerisinde yaklaşık yüzde 12 değer kaybederek resmi olarak düzeltme (correction) bölgesine girdi. Bu düşüş, yalnızca Nasdaq şirketlerinin piyasa değerinden 2,5 trilyon doların silinmesine yol açtı.
Yaşanan bu çalkantı, Claude yapay zeka modelinin geliştiricisi Anthropic'in heyecanla beklenen halka arz (IPO) planlarını da belirsizliğe sürükledi. Şirketin yeni çip ve altyapı yatırımları için bu ay 100 milyar dolarlık rekor bir kaynak toplamayı ve 2 trilyon dolarlık piyasa değerlemesine ulaşmayı hedeflediği bildiriliyordu. Piyasa şartları nedeniyle şirketin daha düşük bir değerlemeye razı olmak zorunda kalabileceği belirtilirken, en büyük rakibi OpenAI halka arz planlarını önümüzdeki yıla erteledi bile. Baradez bu durumu tek cümleyle özetliyor: 'Anthropic halka arzı piyasa için en büyük test olacak.'